11 Eylül 2010 Cumartesi

HERMİTAJ'DA GÜN BATIMI




Deli petronun bahçeleri gezisinden sonra otobüsümüz bizi şehir merkezinde NEVSKY caddesinde bıraktı.Haydar beyin harita bilgisi tıpkı kuzenim Fatma gibi çok kuvvetliydi . Barselona'da Fatma bize rehberlik yapmıştı , burada da Haydar beyin arkasına takılıp rehber olmadan DR.Haydar bey ve hanımı Berat hanımla birlikte St. Petesburg sokaklarında gezintiye çıktık.Gece saat bire kadar gezdik,pek çok resimler, videolar çektik.St. Petesburg sokaklarında gezinirken gelinimiz Beyhan İstanbul'dan telefon açtı.Tolga'nın İzmir'de askerde sınavı birincilikle kazandığını,üç aylık eğitimin sonunda askerliğinin kalan bölümünü İstanbul'da yapabileceğinin müjdesini verdi.Çok sevindik dünyalar bizim oldu,sevincimden ağladım.Bu arada Kübra'dan da mesaj geldi Yıldız'ın ameliyatının başarılı geçtiğini yazmış.İki sevinçli haberi birlikte aldım ,çok mutlu oldum.

Bu sevinçli haberleri kutlamalıydık.Saat 23.50 de sokaklarda gezinirken Hermitaj Sarayının karşısında Neva nehri üzerinde gemiden restore edilerek yapılmış bir kafe bulduk.Orada oturarak bu mutlu haberlerimizi kutladık.Bu saatte güneş hala batmamıştı.Tam karşımızda büyük bir köprü vardı. Bu köprü gece yarısından sonra 1.30 da kitap yaprağı gibi açılıyor ve gemiler buradan geçiyormuş.Onun için otelimize gidebilmemiz için bu saate kadar köprüyü geçmek gerekiyormuş.Gemiden köprünün resimlerini çektim.Sonra yürüyerek köprünün üzerine geldik.Köprünün açıldığı noktada durduk resimler, videolar çektik.Saat gece 24.00 güneş hala batmamış.Güneşin batışını köprünün üzerinden seyrettik.Gökyüzü al al oldu.Gökyüzünün kırmızılığı denize de vuruyordu. Muhteşem bir manzara vardı. Saat 24.30 oldu hala hava kararmadı.Beyaz geceleri tam anlamıyla yaşamış olduk.Zaten 21 Haziran en uzun günün olduğu gün.Biz bilmeden en güzel zamanında buraya gelmişiz..Herkese de bu tarihte gitmelerini tavsiye ederim.Bizim buraları görmemize vesile olan çocuklarımıza da ayrıca çok çok teşekkür ederiz.
Gece Saat 1.00 de bir taksiye binerek otelimize geldik.Otelimizin yanında Baltık denizinin kıyısında bir kafede oturduk.Gökyüzü hala alacalı tam kararmamıştı.Kafede kahvelerimizi içtikten sonra otelimize geldik.Otel odamız 11. kattaydı. Yattığım yerden gökyüzünü seyrediyordum.Saat 2.05 gökyüzü hala aydınlık..Uyumak istemiyordum ama bir ara gözlerim dalmış. Gözümü açtığımda saat2.25.Yattığım yerden gökyüzüne bakıyorum.Aynen bizim memleketimizde sabah güneş doğarken olan alacalı aydınlık gibi gözüküyor.Sanki güneş doğuyor.Hiç batmadı ki zaten. Güneş ufuk çizgisine kadar inip batmadan tekrar doğuyor sanırım.Bütün gece boyunca otel odasından yattığım yerden karşıdaki binaları çok rahat çıplak gözle görebiliyordum .Demek ki hiç gece olup karanlık olmadı.Saat 3.25 gün aydınlanıyor.Bu arada biraz uykuya dalmışım saat 4.35 uyandığımda gün tamamen aydınlanmıştı.Yani burada bu aylarda gece hiç olmuyor



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder